- Sade ve kaliteli yaşar, masrafsızdır, tok gözlüdür, ekmeğini taştan çıkarır. Bedeninin devamlılığını sağlayacak koşulları oluşturabildiği sürece mızırdanmaz.
- Varoluştan haz alır. Özellikle yok olmaya veya yok etmeye çalışmaz ama ölümden de korkmaz. Bedeninin devamlılığı sağlanamadığında kolayca ve sessizce kendini kapatır.
- Oyuncudur.
- Sevimlidir. Hep gülümser gibidir.
- Duruşu güzel, hareketleri zariftir.
- Canı sıkılmaz. Kendini eğleyebilir.
- Başkalarını da eğleyebilmek için özel yetenekler geliştirmiştir.
- Çok ilgi istemez ama çok ilgiyle başa çıkabilir.
- İlgilidir ama her şeye maydonoz olmaz.
- Uzun süreler boyunca yalnızken de başkalarıylayken de, sabit dururken de hareket halindeyken de zorlanmadan rahat ve işlevsel kalabilir.
- Küsmez.
- Sabırlıdır.
- Acele etmez.
- Sakindir.
- Naziktir.
- Samimi ama saygılıdır.
- Dengeli, kontrollü ve ölçülüdür.
- Dikkatlidir.
- Hafızası güçlüdür.
- Sürekli öğrenir.
- Yeni durumlara kolay adapte olur.
- Kısır döngülere takılıp kalmaz.
- Dile, tarihe, coğrafyaya, kültüre, bağlama, metne, paralel metinlere hakimdir. Neyi bilmediğini de bilir.
- Kendini kolay anlaşılır bir şekilde ifade edebilir.
- Mantıklı, biraz olsun tutarlı, en çok da koheziftir.
- Hayal gücü eğlenceli ve özgürleştirici bir şekilde çalışır.
- Karşılaştığı sorunlara yaratıcı çözümler bulur.
- Cömerttir.
- Ayrımcılık yapmaz. Ayrıcalık tanımaz. Başkalarının kendinden aşağı olduğunu veya hayatta daha azını hakettiğini varsaymaz. Kendini de aşağılamaz.
- Alçak gönüllüdür. Özelliklerinin ve güzelliklerinin farkındadır ama bunları öne çıkarmaya çalışmaz.
- Çoğu zaman sessizdir. Boş konuşmaz. Sorulara işlevsel, kısa ve öz yanıtlar verir. Ama yeri geldiğinde muhabbet ehlidir. Karşısındakinin ak dediğine kara demeden hem evrensel hem özgün yanıtlar vererek, isabetli anekdotlar, hikayeler anlatarak, konuyu geliştiren sorular sorarak, şaşırtıcı bağlantılar kurarak diyaloğu sürdürmeyi bilir.
- Her duygusal durumdaki insanla rahat bir şekilde etkileşim kurabilir. Karşısındakinin duygularını ve geribildirimlerini anlar ama bunları büyütmektense sonraki eylemlerini belirlerken bağlamsal bir bilgi olarak kullanır.
- Kendi arkasını toplar.
- Başkalarında gördüğü eksiklikleri mesele etmez, o kadar biliyorsa kendisi daha iyisini yapar.
- Çalışkandır ama iş çıkarmaz. Her ortamda makbul roller bulup oynar ve diğerleriyle uyum içinde çalışır. Tatlı tatlı takılır.
- İroniden anlar.
Tuesday, 27 January 2026
Makbul dünyalı*
Fransızcaya bazı Oktay Rıfat çevirileri
Je suis l’une de cette ville vue de loin, celle dont on parle, celle sans scrupule. Je vis dans une vieille image effacée. Je tends ma journée comme une toile sur la fenêtre. On ne sait jamais : peut-être que des femmes, des enfants, des mendiants boiteux, des pies, des chiens, des chats tigrés, quelques arbres, un peu de lumière, un peu de mousse y tomberont. On ne sait jamais : peut-être que la porte sonnera, qu’une personne arrivera et mangera la pomme que j’ai dans la main.
Ben bu kentin ta uzaktan görüneni, dile düşmüşü, hesapsızı kitapsızı. Eski bir resimde yaşıyorum, silik. Ağ gibi gerdim günümü pencereye, kadınlar, çocuklar, topal dilenciler, saksağanlar, köpekler, tekir kediler, biraz ağaç, biraz ışık, biraz yosun, bakarsın düşüverir içine. Bakarsın kapı çalar, biri gelir, elimdeki elmayı yer!
----
Je l’ai trouvé dans un sommeil.
Il était dans le vert des herbes.
Peu, douloureux, comme un visage d’enfant,
petit à l’infini,
il regardait un endroit usé sur moi.
Une hirondelle, gazouillante,
passait au-dessus en frôlant.
Je l’ai aimé comme tout, j’ai pleuré.
Puis il a disparu comme les autres.
bir uykuda buldum onu
otların yeşilinde duruyordu.
çocuk yüzü gibi az ve acıklı
küçük alabildiğine,
eskimiş bir yerime bakıyordu.
bir kırlangıç, cıvıltılı,
sürtünerek üstünden geçiyordu.
sevdim ne türlü, ağladım!
sonra ötekiler gibi kayboldu
Francis Picabia’dan bir şiir çevirdim
Öbür taraftan
Suyun gölgesinde otururken
bir melankolidir aldı beni,
götürdü ters akışlı zamanlara.
Kuşlar durursa ağlamak için durur.
En korkuncu küçük küçük, parça parça ölmek
yaşarken yanlış yerlerde,
başı ellerinin arasında, amaçsız.
Bir bardak renk alıp
üç damla soğuk atınca içine,
çıkar sonranın kokusu.
Kimseye paye vermemeli.
Hayatta kalanlar hep katil.
Yapay bir rüyanın
yatay uzantısı ölüm,
hayat kanıtlanamıyorken.
---
De l’autre côté
Assis à l'ombre de l'eau
l'idée mélancolique m'emporte
vers les époques de la main-gauche.
Les oiseaux n'arrêtent que pour pleurer!
L'épouvante est que vous mourrez en petits morceaux
dans le mauvais lieu de la vie,
la tête dans les mains, sans but.
Prenez un verre de couleur,
jetez-y trois gouttes de froid,
vous aurez le parfum d'après.
N'ayez de reconnaissance pour personne;
ceux qui survivent sont les assassins.
La mort est le prolongement horizontal
d'un rêve factice,
la vie n'étant pas vérifiable.
